Türkçe’yi Doğru Kullanalım

Dilimiz her geçen gün daha şiddetlenen bir erozyona maruz kalarak değişip yıpranıyor. Size bu durumla başa çıkabilmek için bilgiler aktarmayı amaçlıyorum.

Dilin Önemi

konfüçyüsKonfüçyüsa sormuşlar: ‘Eğer bir ülkede yönetici olursan, ilk olarak ne yapmak isterdin?’ ‘Şüphesiz önce dili düzeltmek isterdim.’ demiş. ‘Peki neden?’ demişler. “Çünkü dilde bozukluk varsa anlatılmak istenen tam anlatılmaz. Eğer söylenilen söz anlamı yansıtmazsa asıl eylem gerçekleşmez. “Eylem gerçekleşmezse, adalet yoldan çıkar. Doğru karar verme olanağı ortadan kalkar. İşte bu durumları önlemek için dil tüm öğretilerin üstündedir.” demiş. Dil; duygu ve düşüncelerimizi, bilgi ve becerilerimizi, ümit ve hayallerimizi, plan ve projelerimizi, strateji ve hedeflerimizi, arzu ve isteklerimizi başkalarına anlatıp aktarmanın ve iletişim kurmanın en önemli öğesidir. Yazı ise, dilin sembollerle ifade edilen şeklidir. İnsanlar toplu yaşamaya başladığından beri anlaşmaya ihtiyaç duymuşlar. Bu sayede diller gelişmiş, halen de gelişmeye devam ediyor. Her toplum kendine özgü sesler ve söyleyişlerle kendi dilini oluşturuyor. Ancak ne yazık ki dili korumak zorken onu bozmak çok kolay. Diller çeşitli zamanlarda farklı dillerden kelimeler ve ifadelerle sözde zenginleştirilirler. Sonuç olarak bu yapılan dili tamamen tembelleştirmektir. Bu yüzden dili korumak için yabancı kelimeler yerine kendi dilimizden kelimeler kullanmalıyız. Özellikle günümüzde yaygınlaşan “Plaza Dili” Türkçemize büyük zarar veriyor. İşyerlerinde yabancı ve mesleki terimlerin kullanıldığı karıştırılmış bu anlamsız dil nedeniyle iletişimin gücü giderek azalıyor. Mesleki konulara hakim olunduğunu kanıtlamak için ortaya çıkarılan bu dil, aslında hem günlük hayatta, hem de iş hayatında anlaşmamızı zorlaştırıyor. Türkçe’nin günlük konuşmalarda doğru kullanılmadığını üzülerek görüyoruz. Dili doğru kullananlar olsa da, toplumumuzun okumaya karşı ilgisizliğine medyanın dili yanlış kullanması da eklenince, güzel Türkçemizi güzel konuşanların sayısı giderek azalıyor. Sonuç olarak, ortalama 150-200 kelimeyle konuşulan fakir ve ruhsuz bir dil ortaya çıkıyor. Oysa Türkçemiz çok zengin bir dil. Bu zenginlik, Türkçe’yi konuşanların bilgi altyapısı, dili kullanma becerisi ve özgüveniyle birleşince ortaya çıkıyor.

Daha Güzel Türkçe

Peki Türkçe’yi daha güzel nasıl kullanabiliriz? Bunun için her gün yatmadan önce yarım saat kitap okuyun. Çünkü uyku sırasında göz ve kulak dış uyarıcılara kapalı olduğundan ve beyin öğrenilenleri işleyeceğinden unutma olasılığı azalır. Ayrıca sağlam bir bilgi altyapısı güzel konuşmanın temelini de oluşturur. Her gün, dili düzgün olan bir eserden 5-10 sayfayı yüksek sesle okuyun. Bu eserlere örnek olarak Yaşar Kemal’in “Ada Hikayeleri”, Reşat Nuri Güntekin’den; ‘Miskinler Tekkesi’, Vedat Türkali’den ‘Yeşilçam Dedikleri Türkiye’ gibi eserleri verebiliriz. Üstelik edebiyatımızda daha pek çok değerli eseri kolayca bulabilirsiniz. Bu egzersiz, kelimeleri daha iyi seslendirmenizi sağlayacaktır. Türkçe’yi doğru ve güzel konuşan insanların sohbet veya konferanslarını dinlemeye gayret edin. Bu imkânınız veya zamanınız yoksa; dili doğru kullandıklarına inandığınız radyo, televizyon kanallarının kültür programlarını takip edin. Ayrıca yeni yaygınlaşmaya başlayan sesli kitap, dergi, gazete gibi dijital olanakları iyi değerlendirin. Çünkü dinlemek, sesleri iyi çıkarmaya ve güzel konuşmaya dair ipuçları verir. İmkân bulduğunuz her ortamda, insanları sıkmayacak ve aşırıya kaçmayacak ölçüde konuşmaya çalışın. Bu çaba sizin kendinize güveninizi kazanmanızda da etkili olacaktır. Güzel konuşmak çok kelime bilmekle de ilgilidir. Bunun için sözlükten günlük en az 5-6 kelimeyi gözden geçirin, bunların anlamlarına bakın, günlük hayattaki kullanımlarını düşünün. Bu çabanız sizi, anlamını bilmediğiniz kelimeleri kullanma sıkıntısından da kurtarır. Aynı zamanda konuşmanız sırasında kelime arama güçlüğünden de kurtulursunuz. Hızlı düşünmekle birlikte, muhatabınızın kelimelerinizi sayabileceği kadar yavaş ve tane tane konuşun. Bu durum, konuşmanızın anlaşılır olmasını sağlar. Diğer dillerden dilimize geçmiş ve yıllarca kullanılarak Türkçeleşmiş kelimeleri aslına uygun olarak söylemeye çalışın. Kendi konuşmanızı, tarzını beğendiğiniz kişilerin konuşmasıyla karşılaştırın. Bu çaba onların iyi yönlerini konuşmanıza eklemenizi sağlar. Sesleri iyi çıkarabilmek ve anlaşılır biçimde konuşabilmek için tekerleme egzersizleri yapın. Egzersizi, tekerlemeyi doğru olarak söyleyene kadar tekrarlayın. Bu bir oyun ve eğlence gibi görünebilir. Ancak bu alıştırmalar sizin sesleri net ve düzgün çıkarmanıza yardımcı olur.

Şiir Ezberleyin

aşk şiirDilin zenginliğini barındıran şiirleri ezberleyin. Bu çalışma sizin “Iııı”, “Hımm”, “Şey” gibi duraksamalarınızın önüne geçer. Böylelikle konuşmanızı akıcı hale getirirsiniz. Bunun için Ataol Behramoğlu gibi şairlerin şiirlerini önerebiliriz. Özellikle “Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” gibi. Türkçe’yi sevdiren, kültürel içerikli, dil sevgisi aşılayan eserlerden yararlanın. Çünkü dil sevgisi kültürle doğrudan ilgilidir.
Yanlış Kullanımların Önüne Çekme
Ünlü yazar, Mark Twaine’a karmakarışık, anlamsız bir mektup gelmiş. Mektupta, “Çalıştırmak için kafayı, balık gerek sürekli. Diyorlar. Sizce?” yazıyormuş. Mark Twain: “Evet, balık beyne çok yararlıdır. Mektubunuzdaki anlatı diline göre sizin için iki balina yeterli olacaktır. Büyük boy olmaları şart değil.” şeklinde cevap vermiş. Yanlış kullanımlar sizi küçük düşürebilir. Peki, siz Türkçe’ deki ‘doğru bilinen yanlış kullanımları’ biliyor musunuz? Örneğin, ‘Tanıtıcı reklam’ yanlış kullanımdır. Çünkü ‘reklam’ başlı başına bir ürünün tanıtılması demektir ve tek başına yeterlidir. Geri iade… İade işlemi geri yapılan bir işlem olduğu için bu kullanımda geri sözcüğü fazladır. Bu yüzden doğrudan ‘iade’ denmesi yeterlidir. Bir başka örneği ele alacak olursak; ‘Geleceğim’ yazılır ancak ‘Gelicem’ diye okunur. Kesinlikle ‘gelcem’ diye telaffuz edilmez. Gidemeyeceksin yazılır, gidemiceksin diye okunur. Asla gitmiceksin denmez. Küçük nüans farkı en hatalı kullanılan ifadelerdendir. Nüans zaten küçük fark demektir. Bu yüzden fark ile nüans aynı yerde kullanılmaz. Teşekkürler mi Teşekkür ederim mi? Dilimizde teşekkürler diye bir kelime yoktur. Doğru kullanım teşekkür ederim olmalıdır. Ahçı diye söylenen kelime aslında ah çeken dertli kimseyi anlatır. Eğer söz konusu kişi yemek yapan ise ismi aşçıdır.

Güzel Konuşma Önemi

Güzel KonuşmaPeki ya güzel konuşma? Artık bildiğiniz gibi düzgün, doğru ve yeterince hızlı konuşmak için bazı alıştırmalar yapmak gerekiyor. Bu alıştırmalar tekerlemeler yardımı ile yapılabilir. Ayrıca çeşitli metinleri, kitapları ve şiirleri de yüksek sesle okumakta yarar vardır. Konuşurken farkına varamazsınız. Ancak ses kaydı yaparsanız, kendi sesinizi dinleyerek konuşmanızı değerlendirebilirsiniz. Doğru konuşmayı öğrenmek ve dile saygı duymak için “kim ne der” e bakmadan azimli olmak gerekir. Yabancı veya bozuk kelimelerle konuşmak sizi havalı veya bilgili yapmaz. Tam tersine konuştuğunuz zaman karşınızdakiler sizi tam olarak anlıyorsa bilgili ve bilgilendirici olursunuz. Ne konuştuğu anlaşılmayan bir kişinin neyi bildiği kimin umurunda olur ki? Ne söylediğimiz kadar, nasıl söylediğimiz de önemlidir. Bazen en değerli konular kötü bir anlatımla değerini yitirir. Bazen de değersiz bir konu güçlü bir anlatımla değerlenir. İnternet ve teknolojik gelişmelerle sözsüz iletişimin çoğaldığı dönemde sözlü iletişimin önemi daha fazla arttı. Yalnızca yazılı iletişimde iyi olmak tek başına yeterli değildir. Bu yüzden doğru ve iyi bir konuşma yapabilmeyi de bilmek gerekiyor. Bu konuda daha fazla bilgi almak için ‘Sözlü Dövüşte Ustalaşmak’ eğitimimize katılabilirsiniz. Muhteşem bir teori anlatıyor olabilirsiniz. Veya önemli bir konuda eğitim veriyor olabilirsiniz. Ancak bu konunun önemi karşınızdaki kişinin anladığından öteye gidemez. Bu yüzden kullandığınız dile, kelimelere ve anlatım biçiminize önem göstermelisiniz. Dar kelime haznesiyle, mesleki terimlerle ve yabancı dilden devşirme kelimelerle anlattığınızda iletişimi tek yönlü yapmış olursunuz. Unutmayın anlattığınız, karşınızdakilerin anladığı kadardır. Milletleri var veya yok eden, sahip oldukları kelimelerdir. “Bir kelimeye bin anlam yüklediğim zaman sana sesleneceğim” diyor Özdemir Asaf. Kelimesiz ifade, ifadesiz hitabet mümkün değildir. İyi düşünebilmenin sırrı, kelimelerin büyüsünde saklıdır. Eski Amerikan başkanlarından Franklin, iyi ve bilgilendirici konuşmasını kelimelere bağlıyor. Bilgi; sunulmadığı takdirde hiçbir şey ifade etmez! Bilginin etkili sunum metodu ise kelimelerin büyüsünde saklıdır. Kelimeler yerinde kullanılırsa konuşmanın akışı bambaşka olur. Kelime haznesinin zenginliği, hakkında konuşma yapılacak konunun daha geniş tutulmasını sağlar. Konunun, her kademeden dinleyici tarafından anlaşılması isteniyorsa, kelime haznesi mutlaka geliştirilmelidir. Hitabette kelimeler o kadar etkilidir ki, dinleyicilerden eğitim durumu en düşük olanlar bile konuşmacının kullandığı kelimeler sayesinde bilgi edinebilir. Kelimeleri kullanırken size en yakın anlatımlara yönelirseniz, dinleyici ile aranızda derin mesafeler oluşmaz. Siz anlıyorsunuz fakat salon anlamıyorsa, konuyu ifade edememiş olursunuz. Eğer konuşmacının kendisini ifade tarzı kelimelere yüklenen anlamlarda gizli ise, anlattığı konuyu karşısındakilere bir büyü gibi kabullendirebilir. Siz de bu yöntemle, en etkili ifade tarzınız olacak kelimeleri bir renk cümbüşü gibi kullanabilirsiniz. Kelimelerin en güzel akustik büyüsü, kendisini atasözlerinde gösterir. Seçkin atasözlerini kullanmayı ihmal etmeyen konuşmacı, kelimelere bu şekilde can vermiş olur. Dinleyici, atasözleri içerisinde kullanılan kelimelerin etkisinde daha çok kalır. Çünkü atasözlerinin içinde akustik büyü ve ahenkli yapının dışında derin anlam katmanları vardır. Kendinizi dinletmeyi başardıysanız, etkili bir sözün etkileri günlerce ve hatta haftalarca sürebilir. Bir örnek ele alalım: ‘İhtiyar deme, genç deme; evde hanım bulunsun. Arpa deme, buğday deme; evde unun bulunsun. Çalı deme çırpı deme; evde odun bulunsun.’ Bu atasözü ahengi ile dikkat çekici bir özelliğe sahip. Diğer yandan, anlatılmak istenenler gerçek anlamı ile tamamen doğru kabul edilebilir. Ayrıca, özlü sözün; tedbirli olmayı öven ve tavsiye eden mecaz anlamı, üzerinde düşündükçe derinleşen bir anlama sahip.

Etkili Konuşma

KonuşmaHer ne kadar direkt bu konuyla ilgili olmasa da, tamamlayıcı olması nedeniyle etkili konuşma ile ilgili birkaç konuya da değinelim. Öncelikle karşınızdakine önem verin, saygılı olun ve övünmeyin. Bu davranış aynı zamanda kişinin kendisine olan saygısının da gereğidir. Siz karşınızdakine saygı göstermezseniz, o da size saygı göstermeyecektir. Sözlerinizin ve tavırlarınızın birbirini desteklemesi inandırıcılığınızı artıracaktır. Söylediklerinize öncelikle sizin inandığınız her hâlinizden belli olmalıdır. Yere, zamana, duruma ve karşınızdakilere uygun bir konu seçin. Düşündüklerinizin hepsini söylemeyin fakat söylediklerinizi düşünüp söyleyin. Söyleyecek sözünüz olmadığı zaman susun. Sözü gereksiz yere uzatmayın. Çevrenizdekilere sıkça nasihat vermeye kalkışmayın. Sizin düşünceniz sorulursa usulüne uygun olarak karşılık verin. Konuşurken kelime seçimine, bunları doğru söylemeye ve üslûbunuza özen gösterin. Söz dağarcığınızı genişletmeye çalışın. Sınırlı bir dille, tekrarlanan kelimelerle konuşmayın. Mümkün olduğu kadar sağlam cümleler kurmaya çalışın. Uzun cümlelere hâkim olamıyorsanız kısa cümleleri tercih edin. Sesin insanın kişiliğini yansıtan önemli bir unsur olduğunu unutmayın. Dalgınlık, yorgunluk, hastalık, korkaklık, zayıflık, çekingenlik, kendini beğenmişlik gibi nitelikleri konuşmanızda yansıtmamaya özen gösterin. Sesinizin tonunu duygu ve düşüncenizin özelliğine göre ayarlayın. Tek düze ses tonuyla konuşmayın, gerektiği yerde ses tonunuzu değiştirin. Vurgulara dikkat edin. Konuşmada jest ve mimiklerden aşırılığa kaçmadan, gerektiği ölçüde söz ve düşüncenin ahengine uygun olarak yararlanın. Bir sunuş konuşması yapmanız gerektiği zaman mutlaka hazırlık yapın. Dinleyicilerinizle göz temasını kesmeyin. Konuşma sırasında bir noktaya, bir yere veya bir kişiye değil, dinleyicilerinizin hepsine ve her tarafa bakarak konuşun. Kalıplaşmış bir şekilde aile ve arkadaş ortamında kullandığınız kelimeleri yuvarlama alışkanlığı, yeni ilişkiler geliştirmenize engel olabilir. Kelimeleri yutarak, hızlı konuşmak büyük bir sorundur. Hem ne dediğinizi anlaşılmaz kılar, hem de iletişim kalitenizi düşürür. Bu nedenle bu sorunu gidermeniz gerekir. Özellikle bu tip durumlarda arkadaşlarınızdan geri bildirim alabilirsiniz. Onlardan yoğunlukla hangi kelimelerde hata yaptığınızı ve hangi sesleri yuvarladığınızı belirtmelerini isteyin. Bu sayede o ses ve kelimeleri, düzeltmeye yoğunlaşabilirsiniz. Bu konuda sorunlarınızı hala çözemediyseniz bir uzmanla mutlaka görüşün veya profesyonel hizmet veren bir kurumlardan yardım alın.

Her türlü duygu ve düşüncenizi konun altına yazabilirsiniz. 🙂