Anı Yaşa, Egonu Yen!

Anı yaşamak. Muhtemelen sıkça duyduğunuz, bu kavramla ilgili hiç düşündünüz mü? ‘Anı yaşamak’ tam olarak ne demek? Anı yaşamak nedir, nasıl başarılır? An nerede nasıl yaşanılır? Şimdi anın yaşandığı zaman dilimini birlikte düşünelim. An hayatımızın neresine denk geliyor, buna bir bakalım.

An Ne Zaman Yaşanır?

Düşünme eylemini ve zihin faaliyetlerimizi gözden geçirelim. An tam olarak burada yaşanıyor olabilir mi? Önce kafanızda sürekli konuşan sesi bir dinleyin. Duyabiliyor musunuz? Söylediklerine iyice dikkat edin. Bu sesi dinlerken tarafsız olun ve lütfen onu yargılamayın. Bırakın kelimeler cümlelere dönüşsün. Sesi yani düşünce akışınızı izleyin onu dışarıdan gözlemlemeyi deneyin. Mesafenize dikkatle bakın. Ve onu kendinizi zorlamadan durdurmayı deneyin Başarabiliyor musunuz? Unutmayın başarabildiğiniz sürece yeni bir şeyin farkında olmaya başlarsınız. Sessizlikle birlikte, zihniniz farklı bir derin düşünme durumuna doğru ilerlemeye başlar. Sağlayacağınız zihinsel sessizlikle birlikte yeni bir bilinç durumu ortaya çıkmaya başlar. Bu sessizlik, derinden gelen iç sesinizi çok daha net duymanıza yardımcı olacaktır.

Benliğinizi Hissedin

kendini üstün görmekSadece zihninizdeki berrak bir sessizlik içerisinde, daha derin olan benliğinizi hissetmeye başlarsınız. Benliğinizde oluşturduğunuz bu düşüncesizlik halinde sessizlik ve huzur hissedersiniz. Bu durum içerisinde, çok daha uyanık ve farkında olmaya başlarsınız. Pratikte bunu nasıl yapabilirsiniz? Bunun kolayı nedir? Şimdi dilerseniz birlikte inceleyelim. Örneğin merdiven çıkarken her hareketinize ve soluk verişinize dikkat edin. Zihninizin bedeninizdeki titreşimlerine kulak verin. Veya ellerinizi yıkarken suyun sesine verdiği hisse sabun kokusuna ve benzeri duygusal algılara dikkat edin. Örneğin araç kullanıyorsanız, bindiğinizde kapıyı kapattıktan sonra birkaç saniye durun ve nefesinizi dinleyin. Bu farkındalık, zihninizdeki gereksiz konuşmaların durmasını sağlar, o zaman odaklanmanız ve dikkatiniz artar. Bu sayede giderek sessiz ama güçlü bir duygunun farkında olmaya başlarsınız. Günlük yaşamınıza alacağınız bu basit alıştırmanın sonucunu ve uygulamadaki başarınızı tek bir sonuçla ölçebilirsiniz. .. Rahat nefes alıp verme veya içinizde duyduğunuz huzurun derecesiyle.

Ego

Tüm bunları yaparken, giderek zihninizden ayrılmayı öğrenirsiniz Yani gürültülü iç konuşmadan. Ona dışarıdan bakmaya başlarsınız. Evet benlik duygunuz zihninize dayanmıyor bunu anladınız. Peki sizce neye dayanıyor? Çok kısa geçmişimize gidiyoruz. Büyürken kişisel ve kültürel koşullarımıza dayanan, biriktirdiğimiz düşüncelerle zihinsel bir imaj oluşturuyoruz. Oluşturulan bu imaj, diğer yandan tutum ve davranışlarımızın kaynağı olan kişiliğimiz; ‘iç sesimizin kaynağıdır’ diyebiliriz. Buna hayalet benlik, yani bilinen adıyla ‘ego’ diyebiliriz. Yaşanmışlıklar, hatıralar, unutulanlar… Egomuz tamamen zihinsel faaliyetlerden oluşuyor. Egonuz, ancak kesintisiz düşünmeyle yaşıyor. Bu nedenle düşünmeyi tamamen durdurmadan, gerçek benliğinizin farkına varabilmeniz çok zor. Ego için şu an önemli değildir. O sadece geçmiş ve gelecekle ilgilenir. Ya geçmişi düşünür, ya geleceği. Ego geçmişi daima canlı tutmak zorundadır. Yoksa geçmişiniz olmadan siz kimsinizdir? Bu nedenle zihniniz egonun konuşmalarıyla tam bir işgal altındadır.

Egonuzu Yenin

egoEgonuz, varlığını sürdürmek için de sürekli geleceği düşünür. Ne olabilir, nasıl olabilir, ne zaman olabilir… sorularıyla sürekli zihninizi meşgul eder. Şunu der: ‘Bir gün şu ya da bu gerçekleştiğinde ben iyi mutlu ve huzurlu olacağım.’ Hep bir beklenti içerisindedir. Oysa anı yaşamak, zihnimizi gereksiz konuşmalardan arındırmak, geçmiş ve geleceği sürekli düşünmek yerine şimdiye odaklanmak. Gerçek özgürlüğün ve mutluluğun anahtarıdır. Ama siz sürekli düşününce, kafanız onu oluşturan ego ve zihinle dolu olduğunda bu durum başarılamaz. Aksine bu durum ‘ego’ nun sürekli daha da güçlenmesine neden olur. Bu nedenle düşüncenin, yani gereksiz iç konuşmalarınızın üzerinde yükselin, onu susturun, hatta durdurun. Üstelik bunu başardığınızda zihninizi sadece gerektiğinde çok daha odaklı ve etkili kullanabilirsiniz. Bu durumda yaratıcı çözümler bulabilme becerileriniz de artar. Ufkunuz genişler. Zihniniz çok daha berrak çalışmaya başlar. Bu sayede zihninizi pratik amaçlar için çok daha iyi kullanabilirsiniz. Daha az enerji tüketimiyle daha etkili işler başarabilirsiniz.

Egonun Sağlığa Etkileri

Ayrıca bu durum sağlığınızı da olumlu etkiler. Düşüncelerinizi arındırmanın sağlığınızı nasıl olumlu etkileyeceğini kısaca inceleyelim. Önce kısaca duygularımıza bir göz atalım. Duygularımızı nerede barındırıyoruz hiç düşündünüz mü? Duygularımız, bedenimizin zihinsel faaliyetlerimize gösterdiği tepkilerdir. Diğer bir deyişle duygularımız; düşüncelerimizin bedendeki yansımasıdır. Bu durumda çok yalın düşünürsek; düşüncelerimiz çok yoğunsa, bedenimizdeki enerji birikimi de çok yoğun olur. Düşüncelerinizin yoğunluğu nedeniyle duygusal enerji biriktirirsiniz. Çünkü hiç boşluk vermiyoruz, bütün zamanımızı düşünmeye ayırıyoruz. Çalışırken, yürürken, konuşurken, gazete okurken, TV izlerken, hayatımızın her anında düşünüyoruz… Yoğun iş temposu, yaşam kaygısı, hayat koşturmacası derken… Duygularımızı ve bedenimizi dinleyecek zamana ve sessizliğe sahip değiliz. Zihinsel yoğunluğumuz nedeniyle duygularımızı hissedemiyoruz. Bu durumda bedenimizle bağlantımız kopuyor. Ve sonuç olarak biriken çözümlenmemiş duygular fiziksel düzeyde hastalık olarak karşımıza çıkıyor. İşte bu nedenle lütfen hemen şimdi düşünmeyi durdurun, derin nefes alın, yalnızca nefesinizi dinleyin. Bu basit alıştırma bile zihninizi çok kısa da olsa dinlendirmeye yeter. Daha ayrıntılı bilgi için Nefes Teknikleri eğitimimize göz atabilirsiniz. Düşüncelerinizi durdurduktan sonra dikkatinizi bedeninize yöneltin. Vücudunuzda kontrolünüzün dışındaki her titreşimi hissetmeye odaklanın. Herhangi bir bölgenizde gerginlik veya ağrı hissediyor musunuz? Bunu yapabiliyorsanız, artık duygularınızla tekrar iletişime geçebilirsiniz.

Bilinçsiz Zihin Faaliyetleri

Düşüncelerinizi susturun ve duygularınızı izleyin, bedeninizi dinleyin. Düşünce ve duygularınız arasında bir çatışma varsa gerçeği söyleyen duygudur, ona kulak verin. Ayrıca düşünürken, bilinçsiz zihin faaliyetlerinizi de fark edemiyor durumda olabilirsiniz. Belki de odaklanmanıza engel olan daha derin sorunlar olabilir. Bilinçsiz düşünceler mutlaka bedene duygu olarak yansıyacağı için, bu alıştırma ile artık onları da fark etmeye başlayabilirsiniz. Örneğin bacaklarınız mı gergin? Odaklanın ve dinleyin, ödemeleriniz veya yetişmesi gereken bir işle ilgili hissettiğiniz kaygının faturasını neden bacaklarınıza yüklüyorsunuz? Hemen gevşetin onları. Kaygınız şu anda yersiz. Bacaklarınızı serbest bırakın ve çözüm için hemen bir eylem planı hazırlayın.

Düşünce ile Duygu Farkı

Düşünce kafanızda bulunur. Hissedilmesi zordur. Duygu ise fiziksel bir unsura sahiptir. Bedende kolayca hissedilir. Dikkatinizi içinize yönelttiğinizde hissettiğiniz duyguya önce izin verin. Bu sayede onu izleyebilir ve gözleyebilirsiniz. Bırakın duygularınız konuşsun, ortaya çıksın… Kendinize sürekli şu soruyu sorun. Şu anda içimde neler olup bitiyor? Dikkatinizi içinize odaklayın, duygularınızı hissetmeye çalışın. İçinizde fırtınalar mı kopuyor? Bu basit alıştırma ile içinizde bilinçsiz bulunan her şeyi bilinçli hale getirebilirsiniz.

Anın Değeri

Buraya kadar düşünce kirliliğini, bunun ego olduğunu ve kaynaklarını, nasıl kontrol edebileceğimizi ve bedenimize duygu olarak nasıl etki ettiğini öğrenmiş olduk. Bu sayede sizin için gerçekten önemli olan güzellik, sevgi, yaratıcılık, sevinç ve iç huzurunu yaşayabilirsiniz. İşte anı yaşamak budur! Düşünce ve fikir söylemleri ile tanınan Eleanor Roosevelt: ‘Dün geçmişte kaldı, yarını görebileceğimiz meçhul… Yaşadığımız gün ise bize verilen en büyük armağan’ Diyerek yaşadığımız anın değerini vurguluyor. Hemen şimdi ilk adımı atın. Başlangıçta zor olsa da bu basit egzersizlere zaman ayırın. Öğrendiklerinizle hayatınızda yeni bir atmosfer oluşturabilir, bunu hayatınıza istediğiniz gibi yansıtabilirsiniz. Gereksiz düşünmeyi durdurun, duygularınızı dinleyin, farkında olun, çözümleyin, bilinçlenin. Egonuz sizi değil siz onu yönetin. Şu an tam zamanı, uyanmaya başlayın!

Her türlü duygu ve düşüncenizi konun altına yazabilirsiniz. 🙂